Yazmak bir aşk benim için vazgeçilmez. Ertelendikçe acıyan kanayan bir yara, nefes alamamak gibi ama bazen yazmayıp göstermek, anlatmak istediklerim de oluyor işte o zaman Fotoğraflarını çekiyorum evlerin, sokakların, insanların. Derdim kendi penceremden hayatı gördüklerimi göstermek. Bloğum yaşadığım anları ve çevremde yaşanılanları paylaşmak amaçlı.
1 Temmuz 2010 Perşembe
İLK AŞKIM
İLK AŞKIM
Benim toplumsal dayatmalara alerjim var. Sevdiğimi söyleme özürlüsü olmadığımdan sevgililer, anneler ve babalar gününe de pek itibar etmem. Bu yazıyı sırf bu yüzden gecikmeli yazıyorum. Anneler günü geçti demenize baştan uyarı olsun diye.
***
Hiç bir sevgi ömür boyu sürmüyor, hiçbir sevgi size kendi bedeninden can vermiyor. Kanından süt olup, canına can katmıyor, evet annelikten bahsediyorum.
Hiç bir şeye benzemeyen bir duyguyu tarif etmeye çalışmak niyetim.
Yaratılmış en özel duygudur annelik. Aylar boyunca yüzünü görmediğiniz (bir canlıya) birine sadece kıpırtıya sevgi duymak, nasıl izah edilir başka türlü.
Dört kitabın hepsinde kutsaldır sevgi, hele bu sevgi anne sevgisiyse. Dünya ve ahirette her şey anneye duyulması gereken sevgiye, saygıya örneklerle doludur.
‘Yunus Emre nin annesine verdiği söz nedeniyle peygamberimiz Hz Muhammed’in kapısından geri dönüşü’ onun annesini kırmamak için gösterdiği bu yüce mükâfattan vazgeçmesini hem Allah C.C. cenneti ile ödüllendirmiştir, hem de peygamber efendimiz (s.a.v) hırkası ile mükâfatlandırmıştır.
Hz Musa A.S ahirette kendisine komşu olacak kişiyi merak eder ve Cenabı Allah’a gider sorar aldığı cevap karşısında meraklanır, acaba bu adam ne gibi bir ilim ve ibadet etmiştir ki bu insan Allah C.C’ rızasını kazanmıştır, gider adamı bulur. Evine tanrı misafiri olur, hizmet hürmet ibadet her şey sıradan gelir daha da meraklanır, kerameti ne acaba diye?
Misafiri ile yemeğini yiyen ev sahibi, büyük bir özen ve hürmetle yıllardır yatalak ve çok ağır hasta annesine yemeğini yedirir, bakımını temizliğini yapar. Annesini temiz pak bir şekilde yerine yerleştirir. Tam yanından ayrılacağı sırada annesi oğlunun kulağına bir şey söyler, oğul gülümser ve misafirinin yanına gelir. Kutlu misafir bu diyalogu merak eder, ne dedi anneniniz der. Adam annesinin her daim “oğlum, Allah seni ahirette Hz Musa A.S a komşu eylesin diye dua ettiğini söyler, bende âmin derim.
***
İslamiyet’te Peygamber efendimizin cennet analarımızın ayağı altındadır hadisi şerifleri annelerin yüceliğine verilen en güzel cevaptır.
***
Ne anneler tanıdım, hasta evladını yıllarca yatağında bakan, bir an bile bundan vazgeçmeyen.
Ne anneler var evlatlarının yollarını gözleyen. Ne anneler var darülacezelerde, huzur evlerinde, hastanelerde, hapislerde, askerde evlatları için gözyaşı döken.
***
Bence kutsal olan sadece doğurganlıkla kazanılan annelik değil. Evladına dünyada paradan daha önemli şeyleri öğretmek, ayakta kalacak hasletleri ona kazandırmak asıl analık. Çocuğuna vatanını, devletini, milletini, dinini, ailesini sevmeyi ve korumayı aşılamak anlık, insanlıktır. Ahlaken haksızlığa ve hırsızlığa karşı olmak, okumak ve öğrenmek yolunda olmak olamıyorsa bu yolda olanlara hürmette olmak. Bir zanaat ve meslek sahibi olmak, kendisinden ve içinde yaşadığı toplumdan sorumlu olduğunu ona öğretmek. İşte bir ananın en birinci vazifesi budur.
Bir millet böyle doğdu, böyle büyüdü, ilerledi şimdi bu özellikler kayboldu. Millet rezilliklere boğuldu. Zamanla analar ve babalar bozuldu olan çocuklara oldu. Varın siz gidip alışveriş yapın, ıvır zıvırlara para ve zaman harcayın. Sisteme alet olun. Aman ha annenizin bir işine zaman ayırmayın, onunla bir doktora, bir parka gitmeyin, karşılıklı bir çay içmeyin. Sizler nasılsa annenizin anneler gününü kutladınız görevinizi yaptınız, bitti, öyle değil mi?
***
En büyük aşk, hepimizin ilk aşkı, annelerimiz. Bütün emektar vefalı, cefalı, annelerimizin ellerinden öpüyorum. Anneciğim Seni seviyorum…
İlknur Bektaş
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder