Yazmak bir aşk benim için vazgeçilmez. Ertelendikçe acıyan kanayan bir yara, nefes alamamak gibi ama bazen yazmayıp göstermek, anlatmak istediklerim de oluyor işte o zaman Fotoğraflarını çekiyorum evlerin, sokakların, insanların. Derdim kendi penceremden hayatı gördüklerimi göstermek. Bloğum yaşadığım anları ve çevremde yaşanılanları paylaşmak amaçlı.
1 Temmuz 2010 Perşembe
Gölgedeki Etekliler
Yine hepimiz kazanan ve kaybeden taraflar olarak değişmeyen yerimizi aldık. Aylardır süren büyük bir karmaşa ve kafa karışıklığının ardından seçimler bitti. Sonuçlar belli ki kimseyi memnun etmedi, kimse ortada oynamadığına göre yolunda gitmeyen şeyler var. Seçimlere kadar önemli olan halk, seçim sonrasında yine eski değersiz haline döndü.
Kimse kimsenin kapısını hal hatır sormak, tokalaşmak için çalmıyor. Çünkü oy telaşları bitti. Sorunlarımız ve yalnızlığımızla yeniden baş başa yız.
Sosyalleşmenin belirgin hissedildiği noktalarda İstanbul’un birkaç kadın adayı vardı. Bu seçimlerde de dikkatimi çekti, dekoratif figür olarak kullanmanın dışında önemli noktalara getirilen kadın adaylar pek yok gibiydi.
Göz önüne sürülen kadın adaylar aslında partilerin vitrinini süsleyen bir unsurun ötesine gitmiyor, gidemiyor. Hemcinslerinin sempati oyunu sağlayacağına inanılan bu kadınlar, üzerlerinde bir dolu başarı geçmişiyle erkek rakiplerinden pekte eksik değiller.
Çalışkan, azimli, hırslı bu kadınların toplumdaki diğer kamusal görevlerdeki etkinlikleri ve başarı grafiği tartışılmaz. Hiç birimiz acil serviste bize bakan bayan doktoru, inşaatın tepesindeki bayan bir inşaat mühendisini, büyük bir şirkette binlerce kişinin sorumluluğunu taşıyan mali müşavirin bir bayan olmasını yadsımıyor, hatta onların varlığından memnun bile oluyoruz. Birçok konuda daha anlayışlı, sempatik ve samimi geliyor bize. Peki kentsel yönetimlerde kadın adayların bu büyük sayısal azlığı kimsenin dikkatini çekmiyor mu? Düşünün bir bu seçimlerde tüm partiler 2 bin 941, il, ilçe ve beldede belediye başkan adayı olarak 371 kadını aday gösterdi.
Kadın adayları Destekleme ve Eğitme Derneğinin (KA-DER), 25 Şubat tarihinde yaptığı çalışmaya göre; partiler ve kadın adayların dağılımı şöyle. MHP 34, AK Parti 18, CHP 46, DTP 37, DSP 59, Anavatan Partisi 25, DP 36, Saadet Partisi 40, LDP 19, Hak ve Özgürlükler Partisi 1, ÖDP 3, EMEP 3, TKP 37, BBP 5, bağımsız 3 ve bazı yerlerde oluşturulan ortak platform da 5 kadın aday gösterildi.
Tüm bu bilgilerin ışığında, kadınların seçilmeye isteksiz ve uzak kalmalarının altında, toplumun özelliklede erkeklerin, tüm kadınları zorluklarının yanında, aralarına almayarak sert tutum göstermelerinin caydırıcılık anlamında çok önemli bir nedeni olarak görüyorum.
Ben siyasette kadın adayların tam karşısında onları izleyen kadınları gözlemledim. Örneğin DSP Beyoğlu belediye başkan adayı Banu Dalaman’ın konuşmasını izlerken kot pantolonlusu da, basma eteklisi de aynı duygu ile izliyordu.
Kadınlar, kadın adayı önce cesaretinden dolayı hayranlıkla sonra çıktığı yolda başarının imkansız olma korkusundan dolayı kaygı ve üzüntü ile.
Ülkemizde sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da değil, İstanbul’da hem de Beyoğlu’nda pek çok kadın oy atarken bile eşinin istediği partiye oy attı ve atıyor, bu gidişle de atacak. Kendi hayaline oy atmak için cesareti bile olmayan bir kadının var olduğu bir toplumda, diğer kadına değil destek olması, oy atması bile imkânsız.
Kadını topluma kazandırmak ve toplumun kadını kazanması açısından kat edilmesi gereken çok uzun bir yol olduğunu düşünüyorum. Hani Almanya’da yaşayan Türklerin ortak sitemidir, ikinci sınıf insan muamelesi görüyoruz derler, işte tamda öyle varoşlardaki ve şehirdeki kadın. Her adımda işine gelene yer verip, işine gelmeyene yol vermeyen bu toplumun kadınlarının çekeceği çok cefa, yiyeceği çok sopa var. Öyle içlerinden sıyrılan birkaç kadının medarı iftihar olması bu yazgıyı değiştirmiyor. Kadınlar eksik etekleri ile gölgede kalmaya mahkûmlar. Uzağa gitmeyin arka sokağınıza bir bakın bana hak vereceksiziniz.
İlknur Bektaş
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder