1 Temmuz 2010 Perşembe

BİZİM KADINLARIMIZIN HER GÜNÜ

Kadınlar günü bizim kadınlarımız hakkında gözlemlediklerim Bizde çocuğu olan aile kızı olduğunda biraz eziktir hiç dudak bükmeyin buna toplum olarak şahidiz. İstisnalar kaideyi bozmaz dediğimiz örnekler tabii ki var, olmalı ve çoğalmalı mutlaka. Bizim erkek egemen toplumumuzda üst üste erkek çocuğu olup üzülen aile sayısı oldukça azdır ama üst üste ikinci hatta üçüncü kız çocuğu olan ailenin durumu adeta bozguna uğramış gibidir. Peki, erkeğin değerini arttıran kim? Kadın! Bu ailelerde kadın yok mu? Var. Ee nasıl yani değimli? Bence şöyle benim yapamadığımı sen yap diye buradan sonrası ona yüklenen değer ve itibar erkek egosu denen o kutsal şeye hizmet ediyor. Ulaşılamayan bütün özgürlüklere o ulaşmalı ve tüm yasakları o delsin diye bütün çocukluğu boyunca doldurulan bir alt benlik. Aynı özgüven aynı hayallerle beslenen bir kız çocuğu yetiştirse anneler, bu gün bizler daha iyi yerlerde olan milletlerden biriydik. Abartmıyorum öyle. Kadın ve kızlara koyulan kota ( bu kota hukuki değil, insanların beyninde ) öyle bir engel oluşturuyor ki, nereye elini atarsan at mutlaka önünde, sis perdesi gibi, elle tutamadığın ama gözle gördüğün bir engel! Çocuksun, bir kız çocuğu isen taciz ve tecavüzden daima sakınmalısın. Eğer böyle bir şey yaşarsan unutma bu senin suçun! Artık aklanamazsın, ne kadar küçük olursan ol. Sen bir kız çocuğusun, böyle şeyler SENİN başına gelebilir! Dayak yersin, önce ağabeyinden, sonra bir kadın olan annenden, sonra babandan da, evlenirsin kocandan, bir gün oğlun olur ondan da işte o zaman SUSMALISIN. Çünkü kadın dayak yer bizim toplumumuzda. Böyle gördük. Hep böyle değilmidir analarımızın söylemleri, ben dayak yemedim mi? Dayak yemeyen kadın mı var? Babadır dövere de sever de ( hatta kocada öyledir ya?! ) öyle özel bir sebebi olmaz senin yediğin dayaklarının. Bazen işleri kötü gider adamın, bazen dışarıda morali bozuktur bir tek sana patlar! Karısısın ya? Adam haklı! Bunlara katlanmayıp sesin çıkartmaya kalkarsan ya kapı önüne konulmakla tehdit edilirsin ya da aldatılırsın. Adam aldatmakla haklı dilin pabuç kadar. Dırdırcısındır. Kesin çok şey istiyorsundur, çalışmıyorsun para para diye bıktırdın adamı, öyle ya çenen durmuyor. Aldatılmak senin kaderin. Çocuklar desen bambaşka bir dert. Ne istekleri biter ne sorunları. Çocuklar her zaman babanın, buna itirazı yok kimsenin! Bakmak, her an, her saniye, tam destek, hep destek için onlara endeksli yaşam biçiminin zaten gönüllü bekçisidir ana, peki ya baba? Aaa ne alaka o yorgun işe gidiyor, çalışıyor, para getiriyor ne yani bide sizinle mi uğraşsın? Çocuğun ateşi mi var, iyi bakamadın zaten, senin suçun bide seninle doktora gidecek, gece gece, hayatta olmaz? Has bel kader gittiniz diyelim, kavgasız döneceğini sanıyorsan yanılırsın! Sen kadınsın işini yap, çocuğuna bak sus otur! Birde bu kadar çilenin içinde çalışma hayatına giren, girebilen mücadeleci kadınlar var. Herkese ve her şeye rağmen varlığını ispatlamaya ve ailesine katkısını vermeye çalışan; fakat bir türlü yaranamayan? Bir kadın çalışıyorsa, bütün bir iş gününün yorgunluğu ile eve gelip kapıdan içeri girdiğinde, sabah nasıl bıraktıysa, akşam daha dağınık bulur. Sanki az evvel işten gelen o değilmiş gibidir. Hiç yorulmamış gibi acele ile ev işlerine, yemeğe dört elle sarılır. Dinlenmek veya anlayış görmek pek karşılaştığı şeyler değildir onun, hakkını aldığını veya almadığını düşünmez de o. Bazen annedir, bazen kardeş, bazen eş. Hep fedakârlığa programlamıştır hayatını. Ve bazen bir kadın hakkını aramak ister belki aile içerisinde, belki iş yaşamında, belki de akademik kariyer basamaklarında, işte o zaman yine en başa döner, engelleme, psikolojik baskı, dayak, taciz, tecavüz, tehdit vs vs vs Kendini şanslı görenler ve gerçekten şanslı azınlık, bir düşünün bunların en azından birine hiç şahit olmadınız mı? KADIN Kimi der ki kadın Uzun kış gecelerinde Yatmak içindir. Kimi der ki kadın yeşil bir Harman yerinde dokuz zilli Köçek gibi oynatmak içindir. Kimi der ki ayalimdir, Boynumda taşıdığım vebalimdir. Kimi der ki hamur yoğuran, Ne o,ne bu, ne döşek, ne köçek, Ne ayal, ne vebal O benim kollarım, bacaklarım Yavrum, annem, Kız kardeşim, Hayat arkadaşımdır. Nazım Hikmet Ran Tüm Kadınlarımızın gününü kutlar, öpülesi ellerinden öperim, sevgilerimle.. İlknur Bektaş

Hiç yorum yok: